Sıcak Romatizmayı Tetikler Mi? Sıcak Bir Kafayla Gerçekten…
İzmir’de, 25 yaşında, her an espri yapmaya meyilli bir gencin gözünden sıcak havalar ve romantizm ilişkisini incelemeye ne dersiniz? Şu anda dışarıda güneş kendini yeniden göstermiş ve insanlar sokaklarda güneş gözlükleriyle dolaşıyor. Evet, sıcaklık artıyor ve arka planda “Acaba yazın sadece deniz mi güzeldir?” sorusu dönüp duruyor kafamda. Çünkü sıcak havalar, doğrudan romatizmi tetikleyebilir mi? Yoksa biz aşırı sıcaklarda, terden sıvı kaybetmekle meşgulken, romantizm falan hiç gözümüze gözükmez mi?
Bunu tartışalım. Hem de her yaz günü cebinde bir şişe su taşıyan, ama yine de terden maviye dönen bir İzmirli olarak…
Sıcak Hava, Romantizmi Gerçekten “Fırına” mı Sokuyor?
Öncelikle sıcak havaların, romatizmayı tetikleyip tetiklemediğini tam anlamadan önce bir gerçeği kabul edelim: Sıcak hava ve romantizm arasındaki ilişki bazen “fanteziyle gerçeğin” karmaşası gibi olabiliyor. Yaz günlerinde genellikle insanların kafasında daha fazla “Aşk” ya da “İlişki” düşüncesi canlanır. Örneğin, sahilde yürürken, dalgaların sesi eşliğinde “Bu anı her zaman hatırlayacağım, belki bir gün film oluruz…” diye düşünen var mıdır? İşte o sıcaklık, o esinti, hafif nem… Yani, ortam romatizm için gerekli şartları oluşturuyor gibi görünüyor ama vücut sıcaklıklarının artışıyla beraber soğuk bir içki içme isteği daha fazla ön plana çıkıyor. O romantizm yerini, bazen ter içinde kalmış bir suratla, “Hadi artık şunu içelim!” diye bağırmaya bırakıyor.
Hayat Bir Filmi Andırıyor Ama Terleme Gerçek
Benim kişisel deneyimime gelirsek, geçen yaz bir akşam, falan filan… Ama ne yazık ki o ideal romantik akşamın, birdenbire vücutta baş gösteren terleme krizine dönüşmesinin tam da ortasında kaldım. Şöyle anlatayım: Güneş batarken sahilde çok tatlı bir atmosfer vardı. Öne doğru eğilmişim, biraz uzaklarda biri gitar çalıyordu, başka bir grup ise çimenlerde piknik yapıyordu. Tam o an, “Hadi, birini öpeyim de hikayeyi başlatayım!” dedim. Ama sonra fark ettim ki, terleme başlamış bile. Kafamın üstü, koltuk altım, sırtım ve ayak bileklerim… Kısacası her yerim terli.
“Bu, romantizm mi? Yoksa bir çeşit erime mi?” diye kendi kendime sordum. Evet, sıcaklık romantizmi tetikliyor gibi görünüyor, ama sanırım ter kokusu tam tersi etkisini yapıyor. (Tabii ki o sırada pek romantik bir düşünce içinde değildim.)
Birbirini Anlayan İki Tıp İnsan: ‘Sıcak Romantizm’
Diyelim ki yaz akşamında, bir kıyıda yan yana yürüyorsunuz. Ne olur? Olası senaryolar şunlar olabilir:
1. Yavaş Adımlar, Hafif Gülüşmeler:
Her şey süper. En güzel his, romantizmin doruk noktası… Birbirinize bakıp gülümsüyorsunuz. İşte bu, yaz akşamının büyüsüdür. Ama derin bir nefes aldığınızda başlıyorsunuz “Bunlar gerçekten kötü kokuyor mu?” sorusuna kafa yormaya. Bu da arka planda bir sorun yaratır.
2. Yavaş Adımlar, Cevapsız Telefonlar:
“O an güzel ama, telefonu kiminle mi konuşuyorsun?” diye bir soru geliyor. Her şey ideal, ama kimse kimseden cevap alamıyor. Güneşin batışı, denizin sonuna kadar yansıyan ışıklarını izlerken, senin dikkatin “Yalnızca telefonun pazar akşamı da seslenebilir mi?” gibi sorulara kayıyor.
Sonuçta sıcak havalarda romantizmi test etmenin yolu, birbirinize “Biraz daha sağa git!” demekten ibaret oluyor.
Duygusal Aşk mı, Psikolojik Bunalım mı?
Yaz mevsimi her şeyin en güzel olduğu zaman gibi görünse de, aslında sıcak havalarda bizim ruh halimiz de tuhaf bir şekilde dalgalanabiliyor. Romantizm terimi bile çok ince bir çizgide yer alıyor. Çoğu zaman “Romantik hisler” denildiğinde genellikle hafif bir esinti, bir parça deniz kokusu ve biraz da güneşin batmaya başlaması ile birlikte, kalp hızınızın artması bekleniyor. Ama bu da geçici bir şey.
Gerçek şu ki; sıcak havalar bazen sadece bunaltıcı olur. Benim gibi, her sıcaklıkta “dışarıya adım atmaktan” korkanlar için bu da bir korku senaryosuna dönüşebilir. Kısacası, “romantik” hisler, ter içinde kalmış bir şekilde, kısa süreli çözümler arayarak kaybolur.
Duygusal Yatırım Yapmak, Sıcaklıkla Birleşince…
Sıcak havalar sırasında romantizm için sabırsızlanmak bazen de büyük hayal kırıklığına neden olabilir. Şöyle düşünün; yaz aylarında, parkta uzanırken, uzun bir yürüyüş yaparken ya da denizin kenarında sadece ayaklarınıza su değdirirken, birinin size “Aşkı hissediyor musun?” diye sorması size nasıl gelir? Evet, romantizm gerçekten var ama o kadar sıcak ki, “Bu aşkı hissetmek yerine terlememek çok daha değerli.” diyorsunuz.
Tabii, sabahları uyanınca yüzünüze su çarptığınızda biraz rahatlama hissi oluyor ama bu, aşkın yerine geçmez. Yani, sıcak havalarda aşkı düşündükçe “Aşk ne kadar fazla, ter ne kadar fazlaysa, sonunda bir denge bulur muyuz?” sorusu da ciddiyetle dile geliyor.
—
Sonuç: Sıcak Romantizmi Tetikler Mi?
İzmir’deki 25 yaşındaki genç bir yetişkin olarak şunu söylemek gerekirse: Evet, sıcak hava romantizmi tetikliyor. Ama bu, bazen biraz tuhaf şekillerde gerçekleşiyor. Bazen, ter kokusunu, gülüşmeleri ve gitar melodisini hissetmeye başladığında her şey farklı bir hal alabiliyor. Bazen ise sıcaklık sadece o kadar yoğun oluyor ki, romantizm diye bir şey kalmıyor. En iyi ihtimalle, 2 kişilik bir soğuk içki ve yavaşça esen bir rüzgarla işler hallolur.
Sonuçta, romantizmi tetikleyen şey hava değil, insanlar arası bağlar ve sıcaklıklardır. Sıcaklık da, her zaman arka planda kalır, soğuk bir içki gibi sadece anlık rahatlamadır. Yaz, sıcaktır ama içindeki duygular kadar serin ve taze de olabilir… Eğer doğru bir şekilde yakalanırsa.