Sınavsız İkinci Üniversite Başvuruları 2024: Ekonomik Perspektiften Bir Bakış Hayatın her döneminde, her birey karşısına bir dizi seçimle çıkar. Bu seçimlerin arkasında, her ne kadar mantıklı tercihler olsa da, çoğu zaman bir kıtlık söz konusudur. Kıtlık, sınırlı kaynakların en verimli şekilde nasıl kullanılacağına dair sürekli bir seçim yapmayı gerektirir. 2024 yılı itibariyle, sınavsız ikinci üniversite başvuruları, bu seçimlerin merkezine yerleşmiş durumda. Ancak, bu tür fırsatlar sadece bir kişisel karar meselesi değil, aynı zamanda daha geniş toplumsal ve ekonomik bir çerçevede şekillenen bir süreçtir. Peki, bu başvuruların ekonomik etkileri nelerdir? Mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektiflerinden bakarak, bu fırsatın toplumsal refah…
8 YorumEtiket: bu
Hukukta İşsizlik Var Mı? Toplumsal Yapıların Hukuk Mesleğine Etkisi Bir araştırmacı olarak, toplumsal yapıların bireylerin yaşamlarına nasıl yön verdiğini anlamak için sürekli bir çaba içindeyim. Bireyler, toplumları şekillendiren normlar, değerler ve beklentiler doğrultusunda hayatlarını inşa ederken, meslekler de bu toplumsal yapılarla etkileşim halindedir. Hukuk mesleği, toplumun adalet arayışını karşılamanın yanı sıra, toplumsal yapının ve bireylerin ekonomik durumlarının da bir yansımasıdır. “Hukukta işsizlik var mı?” sorusu, yalnızca bir meslek grubunun ekonomik durumunu sormaktan daha fazlasıdır. Bu soru, toplumsal normların, cinsiyet rollerinin, ekonomik eşitsizliklerin ve kültürel pratiklerin nasıl meslek seçimlerini ve gelirlerini etkilediğine dair önemli ipuçları verir. Bu yazıda, hukukta işsizlik olgusunu,…
8 YorumHimmet Bulunmak Ne Demek? Ekonomi Perspektifinden Bir İnceleme Kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları üzerine düşünen bir ekonomist, her zaman toplumların, bireylerin ve kurumların karşılaştığı temel bir soruya odaklanır: Kısıtlı kaynaklarla en verimli şekilde nasıl bir dağılım yapılabilir? Ekonominin temel ilkelerinden biri, kaynakların sınırlı olması ve bu nedenle seçim yapmanın zorunlu olmasıdır. “Himmet bulunmak” terimi de, bu anlamda kaynakların sınırlılığı ve toplumsal ihtiyaçların bir araya geldiği noktada karşımıza çıkar. Genellikle, hayır işlemek, yardımda bulunmak ve başkalarına destek olmak gibi anlamlarla ilişkilendirilen bu kavram, bir toplumun ekonomik dinamikleri içinde önemli bir yer tutar. Bu yazıda, “himmet bulunmak” kavramını piyasa dinamikleri, bireysel kararlar…
14 YorumBir Kâğıt Kaç Kez Katlanırsa Aya Ulaşır? Hayalin Gerçeğe Dönüştüğü O Nokta Çocukken hepimizin yaptığı bir şey vardır: Bir A4 kâğıdı alır, defalarca katlamaya çalışırız. İlk başta kolaydır, sonra zorlaşır… 5. ya da 6. katlamadan sonra artık daha fazla bükülmez olur. “İmkânsız!” der bırakırız. Ama sana söylesem ki, eğer bu kâğıdı teorik olarak 42 kez katlayabilsen, onun kalınlığı Ay’a ulaşırdı… kulağa bilim kurgu gibi geliyor, değil mi? Hadi, birlikte bu çılgın ama gerçek yolculuğa çıkalım. Katlama Miti: Başlangıçta Herkesin “İmkânsız” Sandığı Bir Fikir Yıllar boyunca “Bir kâğıt yedi defadan fazla katlanamaz” sözü kulaktan kulağa dolaşır durdu. Bu, okulda öğretmenlerin bile…
14 YorumElektroterapi Hangi Bölgelere Uygulanır? Psikolojik Bir Bakışla Bedenden Zihne Giden Akım Bir psikolog olarak insan davranışlarını incelerken, beden ile zihin arasındaki görünmez akımlar beni her zaman büyülemiştir. Duyguların fiziksel tezahürleri, düşüncelerin bedende bıraktığı izler… Bu karmaşık ilişkiyi anlamak için bazen sadece sözcükler değil, elektriksel uyarımlar da konuşur. Elektroterapi, sadece kasları değil, aynı zamanda insanın içsel dünyasını da harekete geçiren bir uygulamadır. Peki, elektroterapi hangi bölgelere uygulanır ve bu uygulamanın psikolojik boyutu nedir? Bedenin Haritası: Duyumdan Düşünceye Giden Yol Elektroterapi, temelde sinir sistemi üzerinden çalışan bir yöntemdir. Elektrik akımı, kaslara, eklemlere veya sinir uçlarına uygulanarak ağrıyı azaltmayı, dolaşımı artırmayı ve iyileşmeyi…
10 YorumKanuni Resa Nasıl Bir Motor? Bilimsel Merakla İncelenen Bir Mühendislik Harikası mı, Yoksa Orta Sınıfın Sessiz Gücü mü? Teknolojiyi sadece rakamlar ve teknik terimlerle okumak yerine, onu anlamak ve günlük hayatımıza nasıl dokunduğunu görmek gerek. İşte bu yüzden, motosiklet dünyasının dikkat çeken modellerinden biri olan Kanuni Resa üzerine bilimsel merakla eğilmek istedim. Peki, bu motor gerçekten söylendiği kadar başarılı mı? Yoksa teknik verilerin arkasında saklanan eksikler mi var? Gelin, Kanuni Resa’nın kaputunun altına birlikte bakalım. Temeller: Kanuni Resa’nın Kalbinde Ne Var? Kanuni Resa, yerli üretim odaklı ve orta segmentte konumlanan bir motosiklet modeli olarak, özellikle şehir içi sürüşte sağladığı konfor…
6 YorumÜçüncü Göz Ne Zaman Açılır? Tarihsel Bir Bilinç Uyanışı Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini sürerken her zaman aynı soruya dönüyorum: İnsan, hakikati ne zaman görmeye başlar? Binlerce yıl öncesinin mağara duvarlarında, Orta Çağ’ın el yazmalarında, modern çağın ekran ışıklarında hep aynı arayışı görüyorum — “görmek”. Fakat burada sözünü ettiğimiz, fiziksel gözün değil, üçüncü göz olarak adlandırılan içsel farkındalığın açılmasıdır. Bu yazı, tarihin dönüm noktalarından bugüne, üçüncü gözün açılma sürecini hem bireysel hem de toplumsal düzeyde anlamaya çalışan bir yolculuğun hikâyesidir. Antik Uygarlıklarda Üçüncü Gözün Doğuşu Üçüncü göz kavramı, ilk kez kadim uygarlıkların sembollerinde karşımıza çıkar. Eski Mısır’da Horus’un Gözü, sezgisel…
6 YorumYüzdeki Delik Gözenekler Nasıl Kapanır? Psikolojik Bir Bakışla İçsel Denge ve Algı Bir psikolog olarak, insan davranışlarının yüzeyinde görünen kadar derinlerinde de anlam ararım. Yüzdeki gözenekler üzerine konuşmak, ilk bakışta yalnızca fiziksel bir meseleyi çağrıştırır: cilt bakımı, estetik kaygılar, güzellik normları… Fakat daha yakından baktığımızda, bu küçük deliklerin insanın içsel dünyasında yankılanan bir anlamı vardır. Çünkü insan, sadece cildini değil, duygularını da “kapatmak” ister. “Yüzdeki delik gözenekler nasıl kapanır?” sorusu, aslında “kendimizi nasıl koruruz?” ya da “dış dünyaya ne kadar açığız?” sorularıyla aynı psikolojik kökten beslenir. Fiziksel Gerçeklikten Psikolojik Gerçekliğe Cilt, insanın dünyayla ilk temas alanıdır. Gözenekler, hem koruyucu hem…
12 YorumYutak ve Gırtlak: Ekonomi Perspektifinden İnsan Vücudunun Temel Unsurları Ekonomi, kaynakların sınırlılığı ve bu sınırlı kaynaklar üzerindeki seçimlerin sonuçları üzerine derinlemesine düşünmemizi sağlar. İnsanlar her gün, karşılaştıkları sınırlı kaynaklarla çeşitli kararlar alır. Bu kararlar, bireysel ve toplumsal refahı etkileyebilir. Ancak, ekonomik bir bakış açısıyla düşünmek, yalnızca mal ve hizmetlerle ilgili seçimleri anlamamıza yardımcı olmaz. Aynı zamanda, vücudumuzun nasıl işlediği, yani biyolojik kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu süreçlerin toplumsal yaşamı nasıl şekillendirdiği de ekonomik analizlerin konusu olabilir. Yutak ve gırtlak, bu bağlamda, hem bireysel sağlık hem de toplumsal refahın sağlanması için kritik öneme sahip biyolojik yapılar olarak karşımıza çıkar. Yutak ve…
8 YorumKısa cevap: “kan bağı ile birbirine bağlı olan kimseler” dilimizde en yalın hâliyle akraba ya da daha teknik ifadeyle kan hısımlarıdır. Uzun cevap mı? Bu terimlerin masum olmadığını, aileyi nasıl düşündüğümüzü şekillendirdiğini ve çoğu zaman dışlayıcı sonuçlar ürettiğini tartışalım. Kan Bağı İle Birbirine Bağlı Olan Kimselere Ne Denir? Kutsal Sayılan Bir Kavramı Sorgulamak Peşin söyleyeyim: “Kan bağı”nı kutsallaştırmak, toplumsal olarak bize sandığımızdan pahalıya patlıyor. Evet, sözlük karşılığı basit: aynı soydan gelenler akraba, hukuk dilinde üstsoy-altsoy-yansoy ilişkileriyle tanımlanan kan hısımları. Fakat mesele sadece bir tanım değil; mesele, bu tanımın nasıl bir dünyayı mümkün kıldığı. “Aile” dediğimiz şey sadece gen havuzundan ibaretse,…
12 Yorum